Yeşil Çimende Söylenen Şarkı

1997’de üst komşum, arkadaşım, meslektaşım Uğur Uluocak sayesinde tanıdım Tom Waits’i. 6 CD’sini vermişti bana. Kaydedip geri götürdüğümde, “sende kalmasını istiyorum” demişti. Aradan 6 yıl geçti, Uğur’u Kazakistan’da bir tırmanışta kaybettik. Ben o sırada Rusya’daydım. Kara haber geldiğinde inanamadım. Gitmeden bir hafta önce buluşmuştuk. Darmadağın oldum. Uğur’u yazacağım uzun uzun, sanırım henüz hazır değilim.

Uğur’u kaybetmemizin ertesi senesi, Tom Waits yeni bir albüm çıkardı: Real Gone. Hızır gibi yetişmişti yine Tom. Her biri birbirinden etkileyici şarkılarıyla beni büyülemişti. Fakat onlardan biri, diğerlerinden farklıydı her şeyiyle: Green Grass. Eminim Tom Waits için de benzer bir farklılığı var. Bu şarkıyı Tom Waits adına Uğur Uluocak’a ithaf ettim. Bence buna hakkım var. Uğur’u tanısaydı, eminim Tom da bunu yapardı.

Geçtiğimiz sonbahar, San Francisco’da nemli çimlerin üzerinde uzanıp Golden Gate’in üzerindeki sisin dağılmasını beklerken bu şarkının aklıma gelmesi şaşırtıcı değildi benim için. Fotoğrafı da o an çektim cep telefonumla.

O kadar güzel bir şarkı ki, farklı yorumlarıyla da büyük ilgi gördü. Öyle ki, Cibelle yorumu Tom Waits’inkinden fazla biliniyor. YouTube’da izlenme sayısı 3 kat fazla. Fakat ben yine de, 2004’ün soğuk bir sonbahar akşamında taşınabilir CD çalarımla ilk dinlediğim o akşamın hatrına Tom Waits’ten dinlemeyi daha çok seviyorum. Maçka Parkı’ndaki çay bahçesinde oturup hatırlamadığım kadar uzun süre, içinde çok sevdiğim bir dostumun olmadığı hayatı seyretmiştim.

Bir zamanlar bir kalbim vardı
Yasla başını olduğu yere
Avuçla beni örten toprağı
Uzan yeşil çimenlere
Hatırla beni sevdiğin zamanları

Yaklaş, çekinme öyle
Dur yağmurlu göğün altında
Ay yükselmekte
ve geçerken tren, ben düşeyim aklına

At üstümdeki çalı çırpıyı kenara
ve bizim şarkıyı mırıldan
Bir hava kabarcığıyım artık
içinde süzülüp dolanan

Dur öylece gölgemde
Artık her şeyde ben, bende her şey
Rüzgar gülünde bir haller
Yağmur kokusu var havada

Toplayıp yıldızları tanrı saçtı etrafa
Kuş mu, çiçek mi, varamıyorum farkına
Kurtulamayacaksın asla benden
ve o dönüştürecek beni bir ağaca

Gitme daha, ayrılma benden
Anlat göğün güzelliğini bana
ve eğer çökerse üstümüze o mavilik
Sana sözüm olsun ki
koşacağız ardıç kuşlarının peşi sıra

Bir zamanlar bir kalbim vardı
Yasla başını olduğu yere
Avuçla beni örten toprağı
Uzan yeşil çimenlere
Hatırla beni sevdiğin zamanları