Renkler, Meyveler, Başka Renkler

Manav dükkanlarını herkes sever. Meyve sevsem de kendimi meyve tutkunu olarak tanımlayamam. Fakat manav dükkanlarını dolaşmak benim için bir resim veya heykel sergisini dolaşmak gibi. Işık çocuk gibi, en iyi meyve ve sebzelerin üzerinde oynar sevdiği oyunları. Öyle güzel parıldar ve renklerin hakkını verir ki, bir görüntüden koku alınabildiğini orada görebilirsiniz. Henüz yaklaşmadan, ta bu uzaklıktan bile burnunuza mis gibi kokular ulaşır. Barselona’ya her gidişimde mutlaka girişi La Rambla’ya açılan balık pazarına uğruyorum. Ha, demin saydıklarımın bir kısmı aslında balık ve çiçek pazarları için de geçerli. Ben yakıştırıyorum bu üç dükkan tipini. Bence aynı pazarda olabilirler. Barselona’ya yolunuz düşerse mutlaka bu pazarda vakit geçirin. Hatta alışveriş yapın. Elbette bu pazarda satılan yiyecekler bulunmaz değil. Fakat önemli olan orada, bu renklere, seslere ve kokulara şahit olduktan sonra, en önemli bir başka duyunuzu daha bu güzellikten nasiplendirmek olmalı. Meyveler, renkler üzerinde öylesine etkili ki, pek çok renge adını vermiştir zaman içinde. Bazı ülkelerde fotoğraf çekerken, insanının halinden ve tavrından ötürü biraz çekiniyorum. İspanya da onlardan biri. Barselona’ya bu gidişimde de çok sayıda fotoğraf çektim ve bunlardan en az 5-6 tanesini zaman içinde burada sizlere sunacağım. Fakat itiraf etmeliyim ki, nedense bir çekingenlikle basıyordum deklanşöre, insan fotoğraflarını çekerken. Öyle ki, çok hoşuma giden bir gazete bayisi görüntüsü için önce gidip izin almam gerekti. Normalde haberli fotoğraf çekmeyi sevmem ama bu defa böyle oldu. Bu yazıda paylaştığım fotoğrafta da, tezgahtar kızın ifadesini çektiğim sırada fark etmemiştim. Az önce fotoğraflara dikkatli bakarken gördüm. Belki de tezgahının fotoğrafını çekmemi istemiyordu. Fakat iş işten geçti. Ben bu fotoğrafı çektim ve hiçbir güç bu fotoğrafı blog’uma koymama engel olamaz. Hele de böylesine güzel renklerle bezenmişken…

Ekim 2011 Barselona