Elma dersem çık, armut dersem çıkma

Çocukların sokakta oynadığı mahallerin sayısı azaldı. Yaşıtlarımla ve benden büyüklerle çocukluk dönemlerimizi konuşurken hep aynı konuşmalar geçiyor. “Bizim çocukluğumuz sokaklarda geçti; şimdiki çocuklar bu konuda çok şanssız.” Doğru, hayat sokaktaydı çocukluğumuzda. Yeni çocuklar için ise hayat ekranların içinde.

Sokak oyunlarının evrensel bir hâli vardı. Tuhaf biçimde internetin, telefonun, televizyonların olmadığı dönemlerde, birbirinden binlerce kilometre uzaktaki şehirlerde çocukların aynı tekerlemeleri söyleyip aynı oyunları benzer kurallarla oynamasına hep şaşırmışımdır. BEnim de çocukluğum sokaklarda geçti. Top oynamak için parklarda yer bulamayıp mahalledeki okulların bahçelerini dolaşır, oralarda bile sıra beklerdik. Şimdi bakıyorum, sokaklar bomboş, parklar bomboş. Çocuklar duvarların ardında. Bahçesine kaçan topumuzu kesen Müzeyyen Teyze’ye kızmıyorum artık. Keşke topumuz hep onun bahçesine kaçsa, o da kesip bize atsa. Sokaklarda neşe içinde, gürültülü kahkahalarla oynayan son çocuklardık biz.

Mayıs 2011 – İstanbul/Türkiye