Dur ihtarına hoşçakalla karşılık vermek

Kısa süre önce,  yakın bir dostum, âşık olduğu kadının “gidiyorum” sözüne “gidene dur denmez” karşılığını verdi. Ve o kadın, söylediğini yaparak gitti.

Âşık olduğunuz insan “gidiyorum” dediğinde, kalmasını istiyorsanız, gururu bir kenara bırakıp dur deyin, kal deyin, gitme deyin. Aşk onursuzluktur biraz da. Cemal Süreya’nın bir şiirinde dediği gibi, “Daha nen olayım isterdin onursuzunum senin”. Doğru, “git” bazen “gitme” demektir. Mamafih aşklar her zaman metafor kaldırmıyor. İçinizden ona “gitme” demek geçiyorsa, bunu içinizde tutan sebep ne olursa olsun, aldırış etmeden söyleyin ona. Ama gitme derken de neden gitmek istediğini anladığınızı, gitmesine sebep olan şeylerin artık olmayacağını da söyleyin. Ki kalması size bir hediye veya verilmiş bir taviz olmasın.

Gidiyorum dediğinde “dur!” derseniz bu haykırışınıza “hoşçakal”la karşılık verecektir büyük ihtimalle. Olsun, siz yine de söyleyin. İçinizde kalmasın. Ömrünüzü kalanında, “gitme deseydim nasıl olurdu hayatım, hayatımız” diye kendinize sormadığınız tek bir gün bile olmayabilir. Her gün sizi ziyaret edip içinizi sızlatacak bu pişmanlıkla karışık merakın telafisi yok ne yazık ki.

Gidişini kabullendiğiniz an, artık hiçbir şey onu geri getiremeyecektir. Çünkü önce içinizden çıkıp gitmiştir. Onu içinizde yolculadıktan sonra, gitmemesi veya dönmesi de bir işe yaramayacaktır. Onu hatırlatan her şey içinizi sızlatacak, kulaklarız çınlayacak hep aynı sesle…