Bir ömre kaç yalnızlık sığar?

Ben hiç yalnız kalmadım. Veya şöyle söyleyeyim, ben hep yalnızdım. Nasıl baktığımıza, yalnızlıktan ne anladığımıza göre değişiyor cevap. Korkunç bir şeydir kimileri için. Pek çok insan için ise hayat yalnızlıktan ibarettir. Sadece misafirler olur; gelirler ve giderler. Bir kahve içimi, biraz sohbet, şunlar bunlar. Sonra yine kendinle baş başa. Kimseler bilmez, görmez, kendi kalabalıklarıyla meşgulken sizin yalnızlığınızın lafı bile olmaz. Yalnız bir insanın evinde yalnızlığın kokusu sinmiştir duvarlara, eşyalara. Perdeleri kapanmaz o evlerin.

Yalnızlık bazen çok geç fark edilir. Ansızın, ortada hiç bir şey yokken yalnız olduğunuzu, hem de uzun süredir yalnız olduğunuzu fark edersiniz. Sonra oturup, kaç zamandan beri kendinizle başbaşalığınızın hüküm sürdüğünü anlamaya, hesabetmeye çalışırsınız. Mümkün değil, bilemezsiniz. Yüzyıllardır yalnızsınız belki kim bilir. Yalnızlık ağırdır. Yorar, üzer ve bunun tam da aksine tezler öne sürersiniz başkaları gibi, yalnızlığı yüceltecek özlü sözler bulursunuz bir yerlerden. Zor değildir bulmak. Yalnızlar güzel yazar, güzel anlatır. Fakat yalnızlık, bir mağduriyettir. Hayattan alacaklıdır tüm yalnızlar.

Yalnızlık, bir insanın tek başına altından kalkamayacağı kadar ağır bir şeydir. Bunu sürdürebilirsiniz. Yalnızlığı seçmiş, tercih etmiş olabilirsiniz. Fakat lütfen bazen, yani fırsat buldukça misafirlerinizi kabul edin. Yalnızlık bir ömür sürmemeli. Bir kahve içimine, yatılı misafirliğe veya bir ömürlük misafirliğe gelenler olabilir. Bir adam, bir kadın, bir çocuk… Merak etmeyin, o özlediğiniz yalnızlık sizden hiç ayrılmayacak. Yokladığınızda göreceksiniz yalnız yanınızı başucunuzda. Yaşam ve ölümün tek değişmezi belki de yalnızlık. Başlarken, yaşarken, biterken. Hep yalnızız… Tek ve hür.