Bin özür, bir özrü kapatmaya yetmez bazen

Özür dilediğimizde, “bunu bir daha yapmayacağım”ızın da sözünü veririz değil mi? Özrün içinde söz de bulunmalı. İki kelimede, “özür dilerim”in içinde üzüntü de, pişmanlık da, söz de var. Olmalı! Diğer halde, dilenen her bir özür, başlı başına bir “özür” olur.
Özür dilemeyi alışkanlık haline getirmek en tehlikelisi. Bir insandan herhangi bir konuda ikinci defa özür dilediğimde, bu durumu enine boyuna düşünürüm. Bilirim ki, daha sonraki özürler, o affetse bile aramızdaki mesafeyi birer adım açacaktır.
Özür dileriz ve bekleriz. Kabul edilmesini, affedilmeyi, her şeyin eskisi gibi olmasını umarız. Tabi her özür bir değil. Gerçekten üzgün ve pişman insanın özrü ile üzerindeki sorumluluğu atıp “tamam, bak özür diledim ya” diyenin özrü apayrı. Özrü kabul gören insanın yüzündeki o ilk anki rahatlık, hemen sonra hiçbir şey olmamış gibi devam edebilme genişliği beni çok rahatsız ediyor. Karşısındaki kişiden hızlı olmamalı kişi, onu beklemeli. Özür dilemek erdemdir derler ama siz yine de bunu alışkanlık haline getirmeyin.