Arkadaşlar, ayrılıklar

Fotoğraftaki kişi, yaklaşık 15 yıldır görmediğim bir arkadaşım. Bir insan, 15 yıldır görmediği bir tanıdığına “arkadaşım” demeye devam edebilir mi? Bence diyebilir, hatta en yakın arkadaşlarından biri olduğunu söylemesi de mümkün. Arkadaşlık ayrı geçirilen yıllarla, araya girmiş uzak mesafelerle ölçülemez. Yıllar eskitemez, yollar bozamaz; değişen hayatlar, değişen şehirler, duvarlarda eskiyen takvimler bir şeyi değiştirmez. Her şey belirlidir, her şey yerli yerindedir.

Fotoğrafta, üzeri grafitilerle kaplanmış rengarenk bir duvara yaslanmış olarak görüyorsunuz onu. İstediğiniz kadar güzel yazı, desen ve resimlerle süsleyin, fakat -ne yazık ki- duvar yine de duvardır. O duvarın önüne bir insan koyduğunuzda, her şey değişir. Duvarı değil, resmi görürsünüz. Güzel bir duvardır artık. Üstelik duvarın arkasında da hayatlar olduğuna inandırırsınız kendinizi. Olmadığını kimse iddia edemez.

Bir insanı tanımak ve sevmek için onunla hem iyi, hem de zor zamanları birlikte geçirmiş olmalısınız. Bu deneyimlerden sonra emin olabilirsiniz duygularınızdan. Öte yandan, gerçek bir dostluğun içinde her şey olabilmelidir. Kırgınlıklar, kızgınlıklar, hüsranlar da! İçine bunları koyduğunuzda dahi ona “arkadaşım” diyorsanız ve özlüyorsanız, yıllar sonra -ve yaşlandığınızda- bir kafede buluşup içeceğiniz kahvenin tadı çok daha farklı olacaktır. Anılar silikleşse de, ruhunuzda bıraktığı tat ve koku his belleğinizden gerekli olanları çağırmakta gecikmez.

Artık millerle değil, yıllarla ölçülen bir uzaklıkta kalmış şehrinin haritasını cebinde taşıyor. Semtleri, caddeleri ve sokakları farklı renkte kalemlerle defalarca işaretlenmiş, kenarları eprimiş bir harita. Böyle haritalar, ağır mektuplar gibidir… Defalarca okunmuş, defalarca yazılmış mektuplar. Her ikisine de uzun uzun bakarsınız, okumak için o özel dilini bilmeniz gerekir. Bir yol bulmak istersiniz. Eninde sonunda o yolu söyler. Mektuplarla haritaların bu akrabalığına şaşırırsınız, satırlar ve sokaklar arasında kaybolurken.

Eskimiş bir harita artık paha biçilemez. Belki çantasında taşıyordur. Bir defterin sayfalarına gizlenmiş olabilir. Bir şarkının, bir şiirin notları, notaları arasında bir yerlerde duruyordur. Şehrin haritasına baktığında binlerce mektup okur. Yol bulmaya yarayan haritaların içinde kaybolur durur.

06.12.2007 /Schiphol Havaalanı
(Bir Amsterdam yağmuru altında. Uçağın kalkmasına birkaç saat kalmışken bile, onu görebilmek umuduyla…)